![]()
![]()
Ve büyük fırtına başladı...
Gök sanki içindeki binbir sıkıntıyı gürültülü haykırışlarla döküyordu. Yaşamın kolay olmadığını düşündü Küçük Kız. Hayat veren su, hiçte kolay bahşedilmiyordu doğaya. Uzaktan izlediği şimşekler, üzerine doğru geliyordu artık. İlk damlaları üzerinde hisseden Kız , önce tatlı bir tebessümle topraktan gelen güzel kokuyu içine çekti. Fakat yağmur şiddetlenmiş, şimşekler çok yakınında çakmaya başlamıştı. Büyük bir ışık ve gürültüyle düşüyorlardı. Islanmıştı, korkuyordu. Evinden çok uzaklaşmıştı, geri dönemezdi. Koşmaya başladı. Daha hızlı.. daha hızlı...
Hava iyice kararmış, orman korkutucu olmaya başlamıştı. Daha kötüsü gecede yaklaşmış hava soğumuştu. Bundan kötüsü olamazdı derken, oldu....
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Dağa yaklaştığında, gelen baharın kokusunu tekrar içine çekti Küçük Kız.Kaç saattir yürüdüğünü , batan güneşin kızıllığından anlamıştı.Bu kızıllık, yol ve ormanı alev alev yakıyordu.Güneş gözalıcı renklerle, vadiyi son kez selamlarken, nedense Küçük Kız’ın içi ürperdi. Arkasına baktığında ufuk simsiyah olmuş, sert bir rüzgar başlamıştı. Fırtına çıkacak gibi bir hava yoktu ama ; hızla değişmeye başlamıştı.Küçük Kız içinden:
“ Hiçte doğal değil.” dedi.
Bulutlar büyük bir hızla üstüne doğru geliyordu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bölüm1
Buradan çok uzaklarda, karlı dağlar ovalar geçip denizler aşınca doğuya, en doğuya varırız. Güneş dünyaya buradan doğar ve orda tüm canlılar yasamı hissederlermiş. Açan bir çiçeğin tomurcuğu ne kadar zahmet çektigini, ne güçlüklerle çiçek oldugunu anlatırmış orda güzel kıza. Yaklaşan baharın getirdiği tatlı hava bembeyaz karın üzerinde dolaşırken, eritmeye başlamış beyaz karı. Kar, gün doğumuyla bin bir mücevher olmuş.
Parlarken, küçük kız hepsini avuçlamak istemiş. Ama bir an durmuş. Önce seyretmiş bu harikulade manzarayı. Doğa sesleniyormus sanki haykırıyormuş yalnız olmadığını. Yer yer eriyen karların arasından çiçekler baş göstermiş. Bin bir elmasın arasından parlayan sapsarı safran çiçekleri. Güneş mi daha parlak demiş kız hayretle, yoksa bu çiçekler mi. Sonra koşmaya başlamış ceylan misali karların üzerinde. Bir yandan sekiyor bir yandan da şarkı söylüyormuş. Söylediği çok eski bir türküymüs, annesi öğretmiş ona yıllar önce kaybettiği, içinde yaşattiği bitanecik annesi… Ne zaman mutlu olsa ne zaman güzel bir şey yaşasa bu türküyü söyler annesinin de bunu paylaşmasını dilermiş. Bir an düşünceleri dağılmış ve türküsüne son vermiş içinde garip bir his belirmiş ve doğan güneşe bakmış. Sanki bir şey çağırıyormuş... O an kosarak güneşe doğru yoluna devam etmis minik kız. Az gitmiş uz gitmiş, dağlarda dolaşırken bir anda daha önce hiç görmediği bir yola rastlamış. Yol sanki çiçeklerle çevrili ve altın serilmiş gibi parlıyormus çok merak etmiş ama bir yandan da içine bir şüphe düşmüş. Sonra “ne olacak, bu kadar güzel bir yol beni kötü bir yere çıkartmaz herhalde” demiş ve koşarak yola girmiş yol kıvrıla, kıvrıla bir dağın eteğine kadar gelmiş…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı